Burdur Gölü Kurursa Kanser Riski Artacak

Burdur’daki Lisinia Doğa Proje Alanı’nın sorumlusu veteriner Öztürk Sarıca, Burdur Gölü’nün atık ve çöplerle dolu olduğunu belirterek, “Burdur Gölü kuruduğunda etrafındaki birçok insan kanser olacak” dedi.

Son 35 yılda su kapasitesinin 3’te 1’ini kaybeden ve kuruma tehlikesiyle karşı karşıya olan Burdur Gölü’ndeki çekilmeyi önlemek ve ailesindeki pek çok kişinin yakalandığı kansere dikkat çekmek için Karakent köyü yakınlarında kurduğu Lisinia Doğa Proje Alanı’nda çalışmalar yapan veteriner Öztürk Sarıca, Lisinia’da ‘Neler kanser yapıyor’, ‘Susuzluğa çareler nedir’, ‘Burdur Gölü için çözümler nedir’ konularında bilgilendirme yaptıklarını söyledi.

‘SUYUNU KAYBETTİĞİNİZDE GERİ KİMYASALLARINIZ KALACAK’

Özellikle kansere karşı hiçbir kimyasal kullanmadan üretim yaptıklarını vurgulayan Öztürk Sarıca, “Sularımız azaldıkça içindeki kanser yoğunluğu artıyor. Önümüzdeki yıllarda ciddi anlamda susuzluk ve kanser patlaması bekliyoruz. Burdur Gölü ve çevresinde kanserde artış olacak. Burdur Gölü kapalı havza. Bütün sanayi atıkları, tuvalet atıkları, doğanın bütün atıkları ve çöplerden gelen atıklar gölde. Bunca kimyasalın toplandığı bir havza sularla birlikte bunu tutuyor. Suyunu kaybettiğinizde geriye kimyasallarınız kalacak. Kanserlerin büyük kısmı kimyasallardan oluşuyor. Dünyada yasaklanan ne kadar kimyasal varsa Burdur Gölü’nde olduğunu iddia ediyorum” diye konuştu.

‘BİRÇOK İNSAN KANSER OLACAK’

Aral Gölü kuruduğunda etrafındaki 1 milyona yakın kişinin kanser olduğunu kaydeden Sarıca, “Burdur Gölü kuruduğunda da etrafındaki birçok insan kanser olacak. Bizim projemiz özellikle kansere karşı olduğu için sularımızı ihtiyatlı kullanmamız ve Burdur Gölü’nün ömrünü uzatma konusunda çalışmalar yapıyoruz. Burdur Gölü’nün ömrünü uzatalım, yavaş yavaş çekilsin ki bu çekilme sırasında etrafını yeşillendirelim ve tozların oradan kalkmasını engelleyelim ve bu kimyasal tozlar insanların üzerine yağmasın. Derdimiz bu” dedi.

‘7 YILDIR SU TÜKETMEYEN AROMATİK BİTKİLERLE UĞRAŞIYORUZ’

Burdur Gölü’nün tektonik olduğunu ve büyük kısmının yeraltından beslendiğini anlatan Öztürk Sarıca, şunları söyledi:

“Bir fay kırığından sürekli su alıyor; ama dağlarda bile artık sondajlar olduğu için dağlarda bile büyükbaş hayvancılık yapıldığı için su oradan derelere ulaşmıyor, yeraltı sularına karışmıyor, orada kalıyor ve göle ulaşmıyor maalesef. 7 yıldan bu yana su tüketmeyen aromatik bitkilerle uğraşıyoruz. 300 dekarla başlamıştık. Şu anda 2 bin 300 dekara çıktık. Görsünler taşların içinde yapıldığını, susuz yetiştiğini, bunun eko turizmini yaratalım. İnsanlar para kazandığı şeyleri yapar. Aromatik bitkiden para kazanıldığını görsünler, diye uğraşıyorum.”

‘ALTERNATİF ÜRÜNLER GELİŞTİRMEMİZ LAZIM’

Gölü kurtarma projelerinde ürün deseninin değiştirilmesinin en başta olması gerekirken, en aşağıda, kıyıda köşede kaldığını vurgulayan Öztürk Sarıca, şöyle devam etti:

“Su konusunda tasarruf etmek istiyorsak ilk önce suyun en fazla nerede kullanıldığına bakacağız. Göller yöresindeki su büyükbaş hayvancılıkta kullanılıyor. Mısır ve yonca üretiminde kullanıyoruz. O zaman ne yapacağız? Mısır ve yoncaya alternatif ürünler geliştirmemiz lazım. Nedir bunlar? Lavanta, kekik, ada çayı. Şu anda 34 bitkiyle çalışıyoruz. Gül dışında hiçbirisi su tüketmiyor. Gülde damlama sulama kullanıyoruz. Projenin başından bu yana damlama sulamayla ilgili insanları bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Damlama sulama da önümüzdeki 5- 6 yıl içinde yerini tamamen susuz tarıma bırakmak zorunda, temiz içme suyu istiyorsak. Çünkü göletlerin suyunu kullanmaya başlayacağız, içme suyu olarak. Çevresel anlamda bunun mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Ne kadar sağlıklı olacak.”

Kaynak

Leave a reply